ÖZET
Nafaka şahsa sıkı sıkıya bağlı bir borçtur. Bu sebeple nafaka borçlusunun ölümü ile mirasçıları nafaka yükümlüsü haline gelmezler. Buna karşılık nafaka borçlusu, yaşadığı müddetçe sorumlu olduğu nafakayı ödemez ise bu biriken nafaka borcu, adi borç niteliği kazanır. Bu adi borç nafaka yükümlüsünün ölümüyle mirasçılara kalır. Bu halde nafaka borçlusunun mirası reddetmeyen mirasçıları "birikmiş nafakadan" "tereke borcu" olarak sorumlu olurlar. Nafaka alacaklısı eğer nafaka yükümlüsünün mirasçısıysa, mirası reddetmemesi halinde alacaklı-borçlu sıfatları bu kişi üzerinde birleşir. Miras hissesine karşılık sorumlu olduğu nafaka miktarı birikmiş nafakadan düşülerek mirasçı eş halen "birikmiş nafaka alacaklısı" olmaya devam eder.
8. Hukuk Dairesi 2015/7448 E., 2017/9168 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Şikayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Borçlu vekili müvekkillerinin ilamda taraf olmadıklarından nafaka ilamına dayanılarak aleyhlerine ilamlı takip yapılamayacağını, ilamsız takip yapılabileceğini ve icra emriyle birlikte dayanak ilamının gönderilmediğini açıklayarak takibin iptalini talep etmiştir. Mahkemece; takipteki borçluların muris .....'nun mirasçıları olduğu, mirası reddetmemeleri nedeniyle murisin borçlarından sorumlu olduklarını, icra emriyle birlikte dayanak ilamın gönderilmesinin zorunlu olmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir. Hüküm şikayetçiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de ;
Takip dayanağı ... 4.Aile Mahkemesi'nin 2005/213 Esas-2005/808 Karar sayılı boşanma ilamında...... boşanmalarına, velayeti anneye verilen .... için kararının kesinleştiği tarihten başlamak kaydı ile aylık 250TL iştirak nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, ilamın 13.09.2005 tarihinde kesinleştiği, muris .... 10.02.2011 tarihinde öldüğü, geriye eşi ... mirasçıları olarak kaldıkları, bu ilama dayanılarak .....ya karşı 01.10.2005-29.09.2014 tarihleri arasında doğan birikmiş nafakanın tahsili için 02.10.2014 tarihinde ilamlı takip başlatıldığı anlaşılmaktadır.
İİK'nun 139 ve TBK 146.maddelerine göre borç ilama bağlandıktan sonra borçlunun ölüm tarihine kadar gerçekleşen nafaka borcu on yıl süre ile zamanaşımına uğramaz. Takip dayanağı ilamdaki ilam borçlusu ....öldüğüne ve mirasçıları mirası reddetmediklerine göre, bu borçtan alacaklıda miras payı oranında sorumlu olduğundan bu miktar düşürüldükten sonra kalan miktardan diğer mirasçılar sorumludur. İlam hükmü gereği nafaka borcu 13.09.2005 tarihinden başlayarak murisin ölüm tarihi olan 10.02.2011 tarihine kadar devam eder.
O halde Mahkemece yukarıdaki açıklamalar ışığında gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Borçlular vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 15.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.